Afganistan: Taliban 1999’da babamı bizden nasıl ayırdı

Afganistan’ı kontrol altına alan Taliban yeni bir hükümet kurmaya hazırlanırken, 1999’da ülke örgütün yönetimi altındayken babası kaybolan bir kadın yaşadıklarını anlatıyor.

Bugün İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan Friba, Afganistan’ın batısındaki Herat’ta bulunan evinde babasını son kez gördüğünde 10 yaşındaydı.

Ailesi, Taliban savaşçılarının babasını kaçırdığına inanıyor.

Bu hikayedeki kişilerin isimleri güvenlikleri nedeniyle kullanılmamıştır.

“Taliban yönetimi altında yaşamak, istismara dayalı bir ilişkide olmak gibi. İlk başta her şey yolundaymış gibi. Size bir sürü sözler veriyor, attıkları adımlara dikkat edip, vaatlerinin bazılarını da gerçekleştiriyorlar.

“Siz sahte bir güvenlik duygusu içinde rehavete kapılırken, onlar planlar yapıyor. Kısa süre sonra da dünya Afganistan gündeminden yavaş yavaş sıkılıp, medya kuruluşları başka haberlere odaklanmaya başlerken, ufak ufak güçlerini artırıyorlar. Böylece bir kez daha o vahşi döngü başlıyor.

“Babam Herat’ta doğdu ve Kabil Üniversitesi’nden mezun oldu.

“Üniversiteden sonra dönemin Afgan hükümetine bağlı küçük bir ekip için çalışmaya başladı. Ruslar ülkeyi terk ettiği ve Mücahitler gücü eline geçirdiği sırada babam bir sivil toplum kuruluşunda çalışmaya başlamıştı.

“Taliban Herat’a ulaştığında babamın kaçma fırsatı vardı ama o kalmayı tercih etti. İşini de Herat’ı da çok seviyordu.

‘Annemin yüzünü asla unutamayacağım’

“Taliban rejimi altında yaşam çok acımasızdı. Babamın eğitim hakkı elinden alınan dört kızı, bir de küçük yaşta bir oğlu vardı.

“Ancak onurlu bir mesleği ve hem kendi, hem bizim için bazı hayalleri vardı. Hayvanlarla çalışmak da yaşamı biraz olsun katlanabilir kılıyordu.

“1999’un Haziran ayının ortalarında bir sabah, babam kahvaltısını bitirip işe gitmek için hazırlanmaya başladı. Yüzüme baktı, gülümsedi, bisikletine binip ayrıldı.

“Bundan birkaç dakika sonra komşular babamın bisikletiyle kapımızın önündeydi. Taliban’ın babamı götürdüğünü söylediler.

“Annemin yüzündeki ifadeyi hiç unutmuyorum. Şok içinde donakalmıştı.

“Annem beş yaşındaki erkek kardeşimin elinden tutup çaresizce babamı bulmak için sokaklara düştü. O akşam eve geri döndüğünde omzunda bütün dünyanın yükü vardı sanki.

“Babamdan hiçbir haber alamıyorduk, hayatta olup olmadığını dahi bilmiyorduk.

“Amcalarım ve babamın arkadaşları nerede tutulduğunu öğrenmek için çabaladılar ama hiçbir şey bulamadılar.

“Annem her gün Taliban’ın bütün ofislerine tek tek gidiyordu ama onu dinlemeyi hep reddettiler.

“Tüm yolları tükettikten sonra bu defa amcam Taliban’ın hapsindeki bazı insanları buraya taşıdığını öğrenip Kandahar’a gitti. Yine bir haber yoktu.

“Kabil’de ve Mezar-ı Şerif’te de izini bulamadı. Komşularımız babamı aldıkları ana tanık olmuştu elbette ama aynı Taliban savaşçılarının daha önce benzer bir biçimde gözaltına aldığı insanları Herat’taki hapishaneden serbest bıraktıklarını da söylüyorlardı.”

“Annem bir kaplan gibi güçlüydü, işin peşini bırakmadı. Aile üyelerinin itirazlarına karşın erkek kardeşimi de alıp (çünkü Taliban rejimi altında çocuk bile olsa bir erkekle seyahat etmeliydi) ve Kandahar’da Taliban lideri ve kurucusu Molla Ömer’in ofisine gitti.

“Örgüt anneme orada dayak attı ve onu tehdit etti. Bir daha buralarda görünürse taşlanarak öldüreceklerini söylediler.

“Annem hayal kırıklığı ve yenilgi hissiyle eve döndü.

‘Taliban’ı affedemeyiz’

“Taliban rejimi altında hayat, yeryüzünde cehennem olmaktan umutsuzlukla dolu bir kara delikte olmaya dönüştü.

“Annem can güvenliğimizden endişe ettiği için ülkeyi terk etmeye karar verdi. Bizi de aldı, İran’ın Meşhed şehrine götürdü.

“2004 yılında bir şeyler düzelmeye başladığında Afganistan’a geri döndük. Okuyup bir gelecek kurmak istiyorduk.

“Babamın bizim için kurduğu hayalleri bizler gerçekleştirmek istiyorduk.”

“Babamın o etkileyici gülümsemesini halen hatırlıyorum. Bana verdiği kalemi hep sakladım.

“Onun için yas tutamayız, onu unutamayız.

“Taliban’ın Afganistan’ı yeniden ele geçirmesini televizyondan izlerken, tarihin tekrar edeceğinden korkuyorum.

“Şimdi evliyim ve İngiltere’de yaşıyorum ama hâlâ orada yaşayan annem, kız kardeşlerim ve erkek kardeşim kadar, bizim gibi büyük acılar ve kayıplar yaşayan milyonlarca aile için de endişeleniyorum.

“Onların tek suçu, Afganistan’da doğmuş olmak.”

Yapımcı: Rozina Sini